Babam ve Ben
O benim "superman"im.
16 Haziran 2012 Cumartesi
Aslında hiç babamı, babama anlatmayı düşünmemiştim. Ben onun hakkında birçok şey bilen ve bir o kadar da bilmeyen biriyim. O beni hergün söyledikleri ve söyleyecekleriyle şaşırtan bunun yanında da kendisine hayran bırakan ileri görüşlü bir adamdır. Ben daha annemin karnında mini minnacık bir embrio iken benimle tanışmış, benim hayatımı planlamış bir baba o. Beni daha tanımadan sevmiş ben anne karnında iken daha bana kavuşmak için dokuz ay sabretmiş birisi. Gözlerimi 14 Şubat gecesi dünyaya açtığımda, onlarla tanıştığım o ilk gecede benim ellerimden büyük iki elle tanıştım o gün, ama bir o kadar da sıcak iki el. Bu dünyada başıma gelebilecek en güzel ve özel insanlar olduklarını o anda anlamış olmalıydım. O iki el beni başıma gelecek kötülüklerden koruyup kollayacaktı, o iki el beni sımsıkı sararak sevecekti, belki de o iki el bana yaptığım saygısızlık karşısında tokat atacaktı. Ondandır ki ben onun ellerine hayranım ve belki de ondandır ki ben onu ilk gördüğüm de ellerini tutmak için ona koşarım.
Benim ceketini pelerin gibi kullanan bir "Superman"im var. Ben babamı, benim kurtarıcım olarak görüyorum. Evet, o beni ben her ne durumda olursam olayım kurtarır, ben buna inanarak büyüdüm. Aslında o benim "superman"im, süper babam benim. Onun superman olması için bir pelerine ihtiyacı yok onun sımsıcak sevgi dolu kalbi var ve ben bundan çok memnunum.
Sanki ben babamı daha yeni tanıyor gibiyim. Koskoca on beş-on altı yıl sanki o yokmuş gibi. Onu sanki ben on iki-on üç yaşında tanımış gibi hissediyorum. O bana "Hayatın hiç bir zaman benim istediğim gibi gitmeyeceğini" anlatırdı/anlatıyor. Ama ben buna inanmıyorum, o benim hayatımın her anında yanımda olacak ve beni şu anki gibi yine kötülüklerden, yanlışlardan, yanlış kararlardan kurtaracak. Hayatta istediğim ve yapabileceğim birşey olmadığında gözyaşları dökerek zaman kaybetmek yerine ulaşmak için uğraşmam gerektiğini gösterdi bana. O bana örnek oldu, sabretmeyi, inanmayı öğretti.
Onun öyle bir gülümsemesi var ki beni benden alan, onun o gülümsemesi evimizin bitmeyen mutluluk çığlığı gibi. Her kahkahasında daha da artıyor mutluluğumuz daha da şiddetli bir hal alıyor. Şimdi 15,5 yaşındayım, babamı tanıyanlar sevgi ile bahsediyor ondan. Telefonunu bir kaç dakika olsun sessiz bırakmıyorlar. Ne kadar şanslıyım diyorum. Şu yaşadığımız dönemde 7 den 70'e herkesin sevgisini kazanan kaç kişi var ki bu hayatta. Belki de ben babamı bu yüzden kıskanıyorum herkesten.
Evet, babam benim arkadaşım gibi, hiç kimsenin olmadığı kadar yakın , sıcak ve güvenilir. Ben daha küçükken eve bir koli dolusu çikolata ve aburcubur alırmış abimle ben yiyebileyim diye. Bizimle geçiremediği vakitlere üzülüp duruyor şimdi, kendisini hala affedemiyor bizi doya doya sevemediği için. Ama bence bizi en güzel şekilde sevdi, kucakladı. Ben hala unutamam babamın eve gelişini; elinde poşet varsa anneme verir biz de koşa koşa babamızın kucağına zıplardık bizi öperdi koklardı. Şimdi dönüp arkama baktığımda hep öğrettiklerini, örneklerini hatırlıyorum. Hayatı,insan olmayı,adam olmanın ne demek olduğunu ondan öğrendim. Ama uygulamadım.
Ben onunla konuşamadıkça, onu aramadıkça, sorunlarımızı halledemedikçe kendimi kötü hissediyorum. Babamın nasıl olduğunu bilmeyi her zaman bilmek istiyorum, ben onun bir parçasıyım. Onun varlığı huzur veriyor bana.
Benim dedem, babamın babası; ona olan sevgisini belli etmezmiş. Ama onunla gurur duyduğunu belli edermiş. Dedemi ne kadar görmemiş olsam da onun yumuşacık bir kalbi olduğunu biliyorum. Dedeciğim babalar günün kutlu olsun, bu özel adamı benim babam yaptığın için sana teşekkürler.
Bazen televizyonda baba-kız sahneleri çıkar. Babam duygulanır gözyaşlarını dökmeye başlar ben de içten içe ağlardım o sahnelerde gözlerim dolar kaçardım mutfağa ya da dayanamayıp yanında ağlardım. Ben babamın gözyaşı dökmesine dayanamazdım/mam. Haftasonları annemle beraber alışverişe çıkar, benim sevdiğim aburcuburlardan alırdı bir poşet dolusu ve eve gelince "Kızım bak bunu senin için aldım" diye söylerdi gülümseyerek ben de koşup babama sarılır teşekkür ederdim. Güzel babam benim.
Çok iyi hatırlıyorum: henüz daha barış apartmanında otururken babam traş olacağı gece ben tuvalete dalar babama bakardım. Babamda gülümseyip burnumun ucuna traş köpüğünü sürerdi. Ne hoşuma giderdi yaptığı hareketi.
Sırtımı güvenle huzurla dayayabileceğim büyük koca yürekli dağım o benim. Karıncayı bile incitmekten korkan, Allah korkusu ile büyümüş yufka yürekli babam benim. O benim için hiç bir zaman yarım bir adam olmadı. Her zaman her şeyiyle tam bir insandı. Şu on beş yıllık hayatım boyunca en çok babamla annemi kırma korkusuyla yaşadım ama her seferinde de onları kırdım. "Seninle gurur duyuyorum" lafını ağzından/ ağızlarından duymak hayatımın en büyük ödülü alacak. Onlar benim hayatımın en önemli parçaları. Onlar yoksa ben yarımım.
Sakın beni bırakma baba. Sen benim en güvenli limanımsın, seni çok seven kızın, Cansu.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


